Beş dansçı beş sözcükle bedenlerinde nasıl yeni bir alfabe oluşturur?
Kabuk, rüzgar, ağaç, kuyu ve duvar ile koreografi olur mu?
Dansçı ve koreograf Tuğçe Tuna; “Eko” da beden-hafıza ilişkisi üzerinde dururken, bedeni kendi hafızası ile sınıyor. Koreografi sürecinde eko ve beden ilişkisinden oluşturulacak hareket üretimi için; yoğun bir arama-arınma dönemi geçirdikten sonra grup paranoya, kandırma, sezgi, biriktirme, izleme, engelleme, yalnız kalma gibi dürtülere odaklandı. Bu dürtülerin ve reflekslerin dansçıların bedenleri, hafızaları ve fiziksel etkileri ile kodlamalar oluşturulmaya ve üretilen problemlere cevaplar aramaya başladı. Bu süreç içerisinde dürtüsel-deneysel olmayı tercih eden Tuna, bu projesinde de kazaları, hataları, tesadüfleri değerlendirdiğini aynı zamanda gruptaki dansçılara da kendileri olabilecekleri, anı yaşayabilecekleri bir alan yaratmaya çalıştığını belirtiyor.
Eko’nun ortak yapımcısı “RemDans Proje Topluluğu" 2001 yılında dansçı, koreograf ve eğitmen Tuğçe Tuna tarafından fiziksel engelli ve profesyonel dansçıların yer aldığı "Farklı Bedenlerle Dans" projesi ile oluşmaya başladı ve disiplinler arası çağdaş dans-performans proje topluluğu olarak yoluna devam etmekte. Farklı disiplinlerden gelen sanatçılarla çalışan topluluk, projelerinin hayata geçmesinde gereksinim duyduğu tüm yaratıcılık ve araştırma disiplinlerine, dış mekan kullanımları gibi farklı sunum şekillerine ve bu projeleri sunacak her türlü "beden, fikir" yaklaşımına açık bir topluluk olmayı tercih ediyor.
Eko öylece arkanıza yaslanıp izleyebileceğiniz bir şey değil. İzlerken çok fazla soru biriktiriyorsunuz. Gösteri bir süre sonra somutlaşıp objeye dönüyor ve izleyende bir yankı oluşturuyor. O yankı size kendi sesinizi, sözlerinizi ve sorularınızı duyma olanağı veriyor, kendinizi sorgulamaya başlıyorsunuz . Olan biten dansçılara aitmiş gibi görünsede bir süre sonra sizin sözleriniz ve iç sesinize dönüşüyor. Eko ile özel bir iletişim kuruyorsunuz. Sonuna kadar içten, güçlü, kararlı ve cesur. Sonunda kendinizle başbaşa kalıyorsunuz. Sesler, çizgiler, renkler, belleğinizde iz bırakıyor. Hepsi için çok teşekkürler.
M. Mazhar Çelikoyar
4 Kaım 2008
İlk kez izlediğim ve yabancısı olduğum bu sanat dalında, tutulmuşçasına kalakaldım. Alışageldiğimiz kalıpları kırıp atmış oldukları halde, gösteri boyunca bizleri içlerine aldıklarını, bütünleştiğimizi, aynı anda kaygıları yaşadığımızı, bir sonraki anın heyecanla beklenişi, soluk soluğa dans edenlerin soluklarının müzikalitesi, giderek yüzüme yüzüme çarpan mesajlar ve simgesel anlatım dili, bütünleşen, dağılan, vücutlarının her kıvrımını, her bir eklemini kullandıkça bizi de kendileriyle birleştirdiklerini hissettiklerim arasında saysam yeterli olur muydu; bilmiyorum. Dansçılar, ışık düzeni, müzik ve koreografi. Herkesi kutlamak isterim. Yeniyi, evrimi, gelişmeyi, geleceği bana gösterdiniz. Teşekkür ederim.
umut surel
29 Ekim 2008
avrupadan gelen topluklukları imrenerek izlediğim bir dönemde cok daha iyi kompozisyonların ve cok daha yaratıcı ve samimi bir enerjinin istanbulun göbeğinden cıktıgnı göremek muhteş bir deneyimdi
garajistanbula ve eko danscılarına cok teşekkur ederim bu kadar güzel bir gösteriri bize sundukları icin.
g iz em bilgen
28 Ekim 2008
zekice tasarlanmis bir oyun alani…o oyun alanina sureli ve sinirsiz teslim olan bedenlerin enerji grafigi, "simdiki zaman" nin riskli ritmi ile nasil mucadele ediyor bir bakin bakalim?!?!
turkiye de ‘modern’ ya da ‘cagdas’ ne derseniz deyin!! sadece ‘dans’ kelimesinin hakkina bu kadar samimiyetle tutunan az is izlemissinizdir…
bu direncli ve azimli performasla izleyici belki de tk tescili uzerinden ilk kez, teorik olani, fazla laf salatasina gerek duymadan ozgurce dusunebilme luksune kavusuyor!!! ‘eko’: kelime anlaminda beklide: toplumsal mucadelenin var sayiminda, insanin ozgurluk icin insana mahkup oldugunun altini ciziyor!!!
"yankı" niz uyarsin,
eliniz, ayaginiz, diliniz, diziniz kuvvet bulsun!
tesekkurler,
g iz